Evlilikte güven sarsıldığında, çoğu kişi için ilk soru “Aldatma ispatlanamazsa ne olur?” olur. Boşanma davası açmayı düşünen eşler, hangi davranışların hukuken aldatma sayıldığını, mahkemelerin hangi delilleri kabul ettiğini ve ispat yükünün kimde olduğunu bilmek zorundadır. Delil yetersizliği, tazminat ve nafaka taleplerini, hatta velayet kararlarını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca özel hayatın gizliliği nedeniyle hukuka aykırı delil toplama riski de bulunmaktadır. Bu yazıda, aldatma iddiasının ispatlanamadığı durumlarda Türk hukukunun nasıl bir çerçeve çizdiğini ve tarafların haklarını korumak için nelere dikkat etmesi gerektiğini ele alacağız.
Aldatma Suç mudur? Türk Hukukunda Aldatmanın Yeri
Türk hukukunda aldatma çoğunlukla ceza hukuku kapsamında değil, aile hukuku kapsamında değerlendirilir. Yani eşini aldatmak, tek başına Türk Ceza Kanunu’na göre suç oluşturmaz; ancak ciddi hukuki sonuçlar doğurur.
Öncelikle, evlilik birliğinin temel yükümlülüklerinden biri sadakat borcudur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre eşler:
- Birbirlerine sadık kalmak,
- Birlikte yaşama, yardımlaşma ve dayanışma içinde olmak
zorundadır.
Bu çerçevede aldatma:
- Boşanma sebebidir (özellikle zina varsa, özel ve ağır bir boşanma sebebi sayılır),
- Maddi ve manevi tazminat taleplerine yol açabilir,
- Nafaka, velayet ve mal rejimi tasfiyesi gibi alanlarda hakimin takdirini etkileyebilir.
Aldatmanın hukuktaki yerini daha net görmek için:
| Alan | Aldatmanın Sonucu |
|---|---|
| Ceza Hukuku | Kural olarak suç değil, hapis cezası yok |
| Aile Hukuku | Boşanma sebebi, tazminat ve nafakaya etki eder |
| Kişilik Hakları | Ağır ihlallerde manevi tazminat gündeme gelebilir |
Sonuç olarak, aldatma çoğu kişinin düşündüğü gibi “hapisle cezalandırılan” bir suç değildir; fakat evlilik ve aile hayatı üzerinde çok güçlü hukuki yaptırımlar doğuran ciddi bir hukuki ihlal niteliği taşır.
Aldatmanın İspatlanmasında Hukuki Ölçütler ve İspat Yükü
Türk Medeni Kanunu’na göre aldatma (özellikle zina), kusura dayalı boşanma sebebidir. Ancak mahkeme, salt şüpheyle karar vermez; belirli hukuki ölçütleri dikkate alır.
Mahkemenin Aradığı Ölçütler
Hakim, “kuvvetli kanaat” oluşmasını sağlayan olguları arar. Bu kapsamda:
- Olayların mantıklı bir akış içinde birbirini tamamlaması
- Taraf anlatımlarının tutarlılığı
- Tanık beyanlarının doğrudanlık ve güvenilirliği
- Mesaj, fotoğraf, otel kaydı gibi delillerin birbiriyle uyumu
önem taşır. Yani çoğu dosyada tek bir “kesin delil” yerine, bir araya geldiğinde aldatmaya işaret eden delil zinciri önemlidir.
İspat Yükü Kimde?
Genel kural gereği, aldatma iddiasını ileri süren eş, bunu ispatla yükümlüdür. Bu kişi:
- Delilleri toplar ve mahkemeye sunar
- Uygun tanıkları bildirir
- Gerekirse bilirkişi, HTS vb. taleplerde bulunur
Aşağıdaki tablo, ispat yükünü özetler:
| Konu | Sorumlu Taraf |
|---|---|
| Aldatma iddiasını ortaya koyma | Aldatıldığını iddia eden eş |
| Delil sunma, tanık gösterme | Aynı eş |
| Karşı delille çürütme | Aldatmakla suçlanan eş |
Sonuç olarak, aldatma iddiası ciddi bir hukuki risk yaratır; bu yüzden iddia sahibi eş, ispat yükünü ve mahkemenin benimsediği ölçütleri bilerek hareket etmelidir.
Aldatma İddiasında Kullanılabilecek Delil Türleri
Aile mahkemeleri, aldatma iddiasını değerlendirirken “her türlü delil” ilkesini oldukça geniş yorumlar. Ancak, her delil hukuka uygun olmak zorundadır. Temel delil türleri şöyle özetlenebilir:
- Tanık beyanları: Arkadaşlar, akrabalar, komşular; tarafların birlikte görülmesi, samimiyet düzeyi, ani seyahatler gibi olguları anlatabilir.
- Mesaj ve yazışmalar: WhatsApp, SMS, e‑posta, sosyal medya sohbetleri; aldatma ilişkisinin duygusal ve/veya cinsel boyutunu ortaya koyabilir.
- Fotoğraf ve video kayıtları: Otel giriş‑çıkış görüntüleri, sarmaş dolaş fotoğraflar gibi; ancak hukuka aykırı çekim içermemelidir.
- Otel, uçak, restoran kayıtları ve faturalar: Tarafların aynı yer ve zamanda birlikte bulunduklarını gösterebilir.
- Konum kayıtları, taksi/ulaşım verileri: Düzenli ve gizli buluşma noktalarını ortaya çıkarabilir.
- İtiraf içerikli ses kayıtları veya yazılar: Eşin aldatmayı kabul ettiği ses, video ya da noter onaylı beyanlar güçlü delil sayılır.
Aşağıdaki tablo, sık kullanılan delilleri kısaca karşılaştırır:
| Delil Türü | Güçlü Yönü | Kritik Risk |
|---|---|---|
| Tanık beyanı | Hakime doğrudan kanaat verir | Taraflı/yanlı olabilir |
| Mesaj & yazışmalar | Duygusal ilişkiyi net gösterir | Gizlilik ihlali riski |
| Fotoğraf / video | Somut ve ikna edici | Hukuka aykırı çekim |
| Fatura & kayıtlar | Birlikte bulunmayı ispatlar | Yoruma açık olabilir |
Bu delilleri toplarken, aldatma kadar delilin hukuka uygunluğu da sonucu belirler.
Delil Yetersizliği Ne Demektir? Mahkemeler Nasıl Değerlendirir?
Boşanma davalarında delil yetersizliği, tarafın ileri sürdüğü aldatma iddiasını destekleyen bilgi ve belgelerin, hakimi ikna etmeye yetmemesi anlamına gelir. Yani şüphe oluşur, ancak mahkeme “evlilik birliğini sarsan kesin olay” düzeyinde kanaat geliştirmez.
Hakimler delil değerlendirirken özellikle şu sorulara bakar:
- Deliller birbiriyle tutarlı mı?
- Deliller somut mu, yoksa sadece tahmine mi dayanıyor?
- Tanık anlatımları birbirini destekliyor mu?
- Deliller hukuka uygun yolla mı elde edildi?
Aşağıdaki tablo, delil yetersizliği ile yeterliliği arasındaki farkı özetler:
| Ölçüt | Delil Yetersizliği Örneği | Delilin Yeterli Görülmesi Örneği |
|---|---|---|
| Somutluk | Sadece geç saat mesajlaşması | Mesaj içeriğinde açık flört / cinsel içerik |
| Tutarlılık | Tanık anlatımları birbiriyle çelişiyor | Tanıklar aynı olayı benzer şekilde anlatıyor |
| Çokluk (delil sayısı) | Tek, zayıf nitelikli bir ekran görüntüsü | Mesaj, fotoğraf, tanık, otel kaydı birlikte |
| Hukuka uygunluk | Gizlice kaydedilmiş, hukuka aykırı ses kaydı | Tarafın rızasıyla alınmış yazışma, resmi kayıt |
Sonuç olarak, aldatma şüphesini doğuran işaretler tek başına yetmez. Mahkeme, şüpheden uzak, makul bir hakimi ikna edecek düzeyde delil arar; bu düzeye ulaşılamadığında “delil yetersizliği” kabul eder.
Aldatma İspatlanamazsa Boşanma Davasına Etkisi
Aldatma iddiasını ispatlayamazsanız, boşanma davasının kaderi tamamen değişebilir. Ancak bu, davayı mutlaka kaybedeceğiniz anlamına gelmez. Hakim, dosyayı bir bütün olarak değerlendirir ve başka boşanma sebeplerine de bakar.
Öncelikle iki temel ihtimal ortaya çıkar:
- Evliliğin temelden sarsılması (TMK m.166) gerekçesiyle boşanma
- Davayı reddetme ve evliliğin devamına karar verme
Aşağıdaki tablo genel çerçeveyi özetler:
| Durum | Muhtemel Sonuç |
|---|---|
| Aldatma ispatlanamaz, ancak ağır geçimsizlik var | Genel sebeple boşanma kararı verilebilir |
| Aldatma ispatlanamaz, ciddi başka delil yok | Dava reddedilebilir |
| Aldatma ispatlanamaz, fakat şüphe kuvvetli | Hakim tarafları uyarır, ancak tek başına yeterli olmaz |
| Aldatma delilleri hukuka aykırı | Deliller dikkate alınmaz, dava zayıflar |
Bu nedenle, aldatma ispatlanamadığında avukatlar genellikle şu yollara yönelir:
- Sürekli kavga, hakaret, ilgisizlik gibi diğer kusurları ön plana çıkarmak
- Tanık anlatımlarını güçlendirerek “evlilik birliğinin sarsılması”na odaklanmak
- Davayı tamamen aldatma üzerine kurmak yerine, aldatma iddiasını yardımcı unsur olarak kullanmak
Sonuç olarak, aldatmanın ispatlanamaması davayı zayıflatır; fakat doğru hukuki strateji ile boşanma kararı hâlâ mümkün olabilir.
Sadakat Yükümlülüğü İhlalinin Dolaylı İspatı Mümkün mü?
Türk hukukunda hâkim, aldatma iddiasını değerlendirirken sadece “yakalanma anı”nı değil, tüm hayat ilişkisini inceler. Bu nedenle, doğrudan delil yoksa bile, dolaylı delillerle sadakat yükümlülüğünün ihlalini ortaya koymak mümkündür.
Genellikle şu tür olgular dolaylı ispatta öne çıkar:
- Sürekli gece geç saatlere kadar eve gelme, ani iş seyahatleri
- Telefon, mesaj, sosyal medya kayıtlarındaki tutarsızlıklar
- Üçüncü kişilere yönelik aşırı harcama, hediye, otel faturaları
- Tanıkların gözlemleri (samimi davranışlar, birlikte görülme vb.)
Aşağıdaki tablo, doğrudan ve dolaylı ispat arasındaki farkı özetler:
| Özellik | Doğrudan İspat | Dolaylı İspat |
|---|---|---|
| Tipik Delil | Fotoğraf, kamera kaydı, itiraf | Mesaj sıklığı, harcamalar, tanık anlatımları |
| İspat Gücü | Genellikle daha yüksek | Birlikte değerlendirilince güç kazanır |
| Hakimin Rolü | Tespiti kolay | Olayları birleştirip yorum yapar |
Elbette, aldatma sonucuna varmak için tek bir dolaylı delil yetmeyebilir. Ancak mahkeme, tüm emareleri birlikte değerlendirerek, sadakat yükümlülüğü ihlalini kabul edebilir. Bu yüzden, sürece hazırlanırken, küçük görünen ayrıntıları bile sistemli biçimde toplamak ve avukatla paylaşmak önem taşır.
Aldatma İspatlanamadığında Nafaka ve Tazminat Sonuçları
Aldatma iddiası varsa ama ispat edilemiyorsa, nafaka ve tazminat taleplerinin seyri önemli ölçüde değişir. Çünkü hâkim, kusur oranını belirleyemezse ağır kusurlu eşe uygulanacak yaptırımları da sınırlı tutar.
Özetle:
- Maddi tazminat: Aldatma ispatlanamazsa, “ağır kusurlu eş” statüsü doğmaz. Kusur ispatı zayıf kalan eşin yüksek maddi tazminat alması çoğu zaman zorlaşır.
- Manevi tazminat: Aldatma, kişilik haklarına ağır saldırı olarak görülür; fakat bu saldırı kanıtlanamadığında manevi tazminat talebi genellikle reddedilir.
- Yoksulluk nafakası: Burada esas kriter yoksulluğa düşme ihtimalidir. Aldatma ispatlanamasa bile, kusuru daha az olan veya eşit kusurlu eş, şartları sağlıyorsa yoksulluk nafakası alabilir.
- İştirak nafakası: Çocuğa yönelik nafaka, aldatma ile değil, çocuğun üstün yararı ve ebeveynlerin ekonomik gücü ile ilgilidir; bu nedenle aldatma iddiasının ispatlanamaması sonucu etkilemez.
Aşağıdaki tablo genel eğilimi özetler:
| Durum | Tazminat İhtimali | Nafaka İhtimali |
|---|---|---|
| Aldatma güçlü delillerle ispatlı | Yüksek | Değişken |
| Aldatma ispatlanamıyor, hafif kusur | Düşük | Orta/Yüksek |
| Kusurlar yaklaşık eşit | Genelde düşük | Taraflara göre |
Bu yüzden, aldatma iddiası zayıfsa, strateji yalnızca “ihanet”e değil, ekonomik ve sosyal koşullara da odaklanmalıdır.
Çocukların Velayeti ve Kişisel İlişkiye Etkileri
Türk hukukunda hâkim, velayet ve kişisel ilişkiyi düzenlerken öncelikle çocuğun üstün yararı ilkesini esas alır. Bu nedenle, aldatma iddiası tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli olmaz; asıl önemli olan, bu davranışın çocuğun fiziksel ya da duygusal gelişimini olumsuz etkileyip etkilemediğidir.
Genel olarak hâkim şu sorulara bakar:
- Aldatma, ev içi huzuru kalıcı biçimde bozdu mu?
- Çocuk bu süreçten doğrudan etkilendi mi?
- Ebeveyn, aldatma sonrası da çocuğa yeterli ilgi ve bakım verebiliyor mu?
Aşağıdaki tablo, aldatmanın olası etkilerini özetler:
| Durum | Velayete Etkisi | Kişisel İlişkiye Etkisi |
|---|---|---|
| Aldatma var, çocuk olumsuz etkilenmiyor | Genelde değişmez | Standart gün ve saatler |
| Aldatma nedeniyle ağır çatışma, çocuğa yansıma | Velayet değişebilir | Gözlem altında görüşme dahi gündeme gelebilir |
| İspatlanamayan aldatma iddiası | Dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilir | Çocuğun yaşı ve ihtiyaçlarına göre esnek düzenleme yapılır |
Sonuç olarak, mahkemeler aldatma fiilinden çok, ebeveynlik kapasitesine, psikolojik ortamın sağlıklılığına ve çocuğun günlük yaşamına odaklanır. Bu yüzden, iddia eden taraf stratejisini kurarken, aldatma yerine çocuğun somut zararlarını ve ihtiyaçlarını ortaya koymaya özellikle önem vermelidir.
Özel Hayatın Gizliliği, Delil Toplama ve Hukuka Aykırı Deliller
Boşanma davasında aldatma iddiasını ispatlarken en kritik noktalardan biri, delilleri hukuka uygun şekilde toplamak olur. Çünkü hâkim, hukuka aykırı elde edilen hiçbir delili dikkate almaz.
Öncelikle, Anayasa ve Türk Ceza Kanunu özel hayatın gizliliğini ve haberleşmenin gizliliğini korur. Bu nedenle:
- Eşin telefonunu izinsiz kurcalamak
- Şifre kırarak mesaj, e-posta, sosyal medya hesabı okumak
- Gizlice ses–görüntü kaydı almak
- GPS cihazıyla takip yapmak
gibi yöntemler çoğu durumda hukuka aykırı delil sayılır ve ayrıca suç oluşturabilir.
Buna karşın, taraflar çoğu zaman şu tür hukuka uygun delillerle aldatma olgusunu ortaya koymaya çalışır:
- Otel, restoran, seyahat kayıtları
- Tarafların rızasıyla yazışmalar
- Tanık anlatımları
- Sosyal medyada herkese açık paylaşımlar
Aşağıdaki tablo genel bir çerçeve sunar:
| Delil Türü | Genelde Durumu |
|---|---|
| Herkese açık sosyal medya paylaşımı | Hukuka uygun |
| Şifre kırılarak elde edilen mesaj | Hukuka aykırı |
| Ortak alanda çekilen fotoğraf | Çoğunlukla uygun |
| Gizlice alınan ses kaydı | Çoğunlukla aykırı |
Sonuç olarak, aldatma iddiasıyla hareket ederken, delil toplama uğruna özel hayatın gizliliğini ihlal etmek, davayı güçlendirmek yerine zayıflatabilir ve cezai sorumluluk doğurabilir. Bu nedenle delil toplama sürecini mutlaka hukuki danışmanlıkla yürütmek gerekir.
Aldatmayı İspatlayamayan Tarafın Stratejik Hataları ve Kaçınılması Gerekenler
Aldatma iddiasıyla dava açan taraf, çoğu zaman duygusal hareket ettiği için hukuki açıdan önemli hatalar yapar. Bu hatalar, hem davanın seyrini hem de güvenilirliğini zedeler.
Sık görülen stratejik hatalar:
- Somut delil toplamadan dava açmak:
Sadece şüphe ve sezgiyle hareket etmek, mahkemenin gözünde iddianın ciddiyetini azaltır. - Hukuka aykırı delile yönelmek:
Gizlice ses kaydı almak, şifre kırmak, yasa dışı takip yaptırmak; aldatma iddiasını ispatlamaya çalışırken davayı kaybetme riskini artırır. - Çelişkili anlatımda bulunmak:
Olay tarihleri ve iddialar sık değiştikçe, hâkim beyanlara güven duymaz. - Tanıkları hazırlamadan mahkemeye getirmek:
Ne söyleyeceğini bilmeyen, tutarsız tanıklar, iddiayı zayıflatır.
Aşağıdaki tablo, yanlış ve doğru yaklaşımları özetler:
| Hatalı Yaklaşım | Doğru Yaklaşım |
|---|---|
| “Zaten herkes biliyor” diyerek dava açmak | Somut, tarihli, mantıklı delillerle başvuru yapmak |
| Öfkeyle mesajları sosyal medyada ifşa etmek | Delilleri avukata sunup gizlilik içinde değerlendirmek |
| Hukuka aykırı yollarla kanıt aramak | Yasal delil toplama yöntemleri hakkında avukattan bilgi almak |
Sonuç olarak, aldatma iddiasında duygudan çok stratejiyle hareket etmek ve erken aşamada profesyonel hukuki destek almak kritik önem taşır.
Profesyonel Hukuki Destek Alma ve Hakların Korunması
Aldatma iddiası içeren davalarda, hak kaybı yaşamamak için profesyonel hukuki destek neredeyse zorunlu hale gelir. Çünkü hem delil toplama hem de mahkemede ileri sürülecek talepler, teknik bilgi gerektirir.
Öncelikle bir aile hukuku alanında uzman avukat ile çalışmak şu açılardan önem taşır:
- Delillerin hukuka uygun şekilde toplanması
- Aldatma ispatlanamasa bile boşanma, nafaka ve tazminat taleplerinin doğru kurgulanması
- Dava stratejisinin, zamanlama ve usul hatası olmadan yürütülmesi
- Çocukların velayeti ve kişisel ilişki düzenlemesinde hakların korunması
Aşağıdaki tablo temel farkları özetler:
| Yaklaşım | Olası Sonuçlar |
|---|---|
| Kendi başına dava açma | Usul hatası, delil reddi, aldatma ispatında zorluk |
| Uzman avukatla ilerleme | Delillerin etkin sunumu, hak kaybı riskinin azalması |
Ayrıca, avukat:
- Duygusal yükün yoğun olduğu aldatma süreçlerinde, sizin yerinize soğukkanlı iletişim kurar.
- Gerektiğinde, aldatma dışındaki evlilik birliğinin sarsılması olgularına dayanarak da hakkınızı savunur.
Sonuç olarak, profesyonel destek; yalnızca davayı “kazanmak” için değil, mevcut ve gelecekteki haklarınızı eksiksiz korumak için en güçlü araçtır.
Sıkça Sorulan Sorular
Aldatma ispatlanamazsa boşanma davası ne olur?
Aldatma ispatlanamazsa hâkim, sadakatsizlik iddiasını dikkate almaz ve dava dosyasındaki diğer delillere göre karar verir. Türk Medeni Kanunu’nda boşanma için “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” ölçütü esas alınır. Yani aldatma tek sebep olarak ortaya konulmuşsa ve bu iddia tanık, mesaj, fotoğraf, kamera kaydı gibi delillerle ispatlanamazsa, dava reddedilebilir. Ancak eşler arasındaki şiddetli geçimsizlik, hakaret, ekonomik şiddet, ilgisizlik gibi başka olgular delillerle desteklenmişse, mahkeme bu nedenlere dayanarak yine de boşanmaya karar verebilir. Dolayısıyla aldatmanın ispatlanamaması, mutlaka davanın kaybedileceği anlamına gelmez; dosyanın tümü birlikte değerlendirilir.
Aldatma iddiasını ispatlamak için hangi tür deliller geçerlidir?
Aldatma iddiasını ispatlamak için hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delil değerlendirilebilir. En sık kullanılan deliller; tanık beyanları (arkadaş, komşu, akraba), otel veya konaklama kayıtları, birlikte çekilmiş fotoğraf ve videolar, sosyal medya yazışmaları, WhatsApp, SMS, e‑posta kayıtları, telefon görüşme dökümleri ve bazen uzman incelemesine konu edilen dijital veriler olabilir. Ancak gizlice yerleştirilen ses kaydı cihazı, izinsiz telefon dinleme, rızasız konum takibi veya yasa dışı yollarla alınan özel yazışma ve fotoğraflar, çoğu durumda hukuka aykırı delil sayılır ve mahkemece dikkate alınmayabilir. Bu nedenle delil toplarken hem kişilik haklarına hem de özel hayatın gizliliğine saygı gösterilmesi ve mümkünse bir avukat rehberliğinde hareket edilmesi önemlidir.
Aldatma ispatlanamazsa tazminat talep edilebilir mi?
Aldatma ispatlanamazsa, sırf sadakat ihlali iddiasına dayanarak manevi veya maddi tazminat kazanmak oldukça zordur. Tazminat için, karşı tarafın kusurlu davranışı ve bu davranışın sizde yarattığı zarar veya manevi elem somut biçimde ortaya konulmalıdır. Eğer aldatma delillerle desteklenemiyorsa, mahkeme kusur dağılımını buna göre yapmaz ve çoğu zaman her iki tarafı da “eşit kusurlu” veya olayların niteliğine göre farklı oranlarda kusurlu sayabilir. Yine de aşağılanma, ağır hakaret, fiziksel şiddet, ekonomik şiddet gibi aldatmadan bağımsız ya da aldatma şüphesiyle bağlantılı başka haksız davranışlar delillerle ispatlanırsa, bu fiiller üzerinden tazminat talebi kabul edilebilir. Bu nedenle, yalnızca aldatmaya değil, evlilik sürecinde yaşanan tüm haksızlıklara ilişkin delilleri toplamak önem taşır.
Aldatma şüphesi olup da ispatlayamayan eş, başka hangi boşanma sebeplerine dayanabilir?
Aldatma şüphesi varsa fakat somut ve hukuka uygun delillerle ispat sağlanamıyorsa, eş yine de genel boşanma sebebi olan “evlilik birliğinin temelinden sarsılması”na dayanabilir. Örneğin; eşin aşırı kıskançlığı, sürekli yalan söylemesi, eve hiç vakit ayırmaması, ortak sorumlulukları ihmal etmesi, ekonomik baskı uygulaması, psikolojik veya fiziki şiddet, ağır hakaret, küçültücü söz ve davranışlar gibi olgular tek tek veya birlikte boşanma sebebi olabilir. Mahkemeler, tek bir olaya değil, evlilik sürecinin bütününe ve tarafların davranışlarına bakar. Bu kapsamda aldatma şüphesi, bazı hâllerde evlilikteki güvenin tamamen sarsıldığını gösteren bir unsur olarak değerlendirilse de, tek başına yeterli delil sayılmaz; ancak diğer olgularla birlikte tabloyu güçlendirebilir.
Aldatma iddiasını ispatlamak için gizlice delil toplamak yasal mıdır?
Gizlice delil toplamak, özellikle de diğer eşin özel hayatına ve haberleşme hürriyetine hukuka aykırı müdahale içeriyorsa ciddi risk taşır ve çoğu zaman suç teşkil eder. Örneğin gizli ses kaydı cihazı yerleştirmek, izinsiz görüntü almak, şifre kırarak telefon, bilgisayar veya sosyal medya hesaplarına girmek, kimlik hırsızlığı yoluyla mesajlara ulaşmak hem ceza hukuku anlamında sorumluluk doğurabilir hem de elde edilen verilerin “hukuka aykırı delil” sayılmasına neden olur. Yargıtay, istisnai bazı kararlarında, kişinin kendi hakkını ispat için son çare olarak yaptığı sınırlı kayıtları hukuka uygun sayabilse de bu alan çok dar ve yoruma açıktır. Bu nedenle, aldatma şüphesi durumunda rastgele ve kontrolsüz biçimde gizli delil toplamak yerine, bir avukattan hukuki görüş alarak, mümkün olduğunca açık ve meşru yollarla delil elde edilmesi tavsiye edilir.
